Kleptokrasi
Menü

Genel Kurul konuşması · TEMEL KANUN TEKLİFLERİ

Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle

Yasin Öztürk(İYİ Parti)30 Temmuz 2026118. Birleşim

Konuşma metni

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün önümüzde yalnızca bir kanun teklifi yoktur. Bugün önümüzde AK PARTİ'si iktidarının devleti nasıl yönettiğini, Meclisi nasıl gördüğünü ve yasama faaliyetlerini nasıl yürüttüğünü gösteren bir anlayış vardır çünkü bu iktidar için artık önemli olan kanunun niteliği değil kanunun ne kadar hızlı geçirildiğidir. İstişareye değil çoğunluğa, ortak akla değil talimata, müzakereye değil dayatmaya dayanan bir yasama düzeni kurulmuştur. Birbiriyle ilgisi olmayan düzenlemeler aynı teklifin içine dolduruluyor, tali komisyonlar devre dışı bırakılıyor, milletvekillerinin değerlendirmeleri dikkate alınmıyor, sonra da buna "etkin yasama" deniyor. Hayır, bu, etkin bir yasama değildir. Bu, Meclisin denetim görevini etkisizleştiren, yasama iradesini sıradanlaştıran bir yönetim anlayışıdır.

Değerli milletvekilleri, kanun yapmak sadece maddeleri değiştirmek değildir. Kanun yapmak toplumu dinlemek, ihtiyaçları doğru tespit etmek, sonuçları hesaplamak ve ortak aklı esas almaktır ama AK PARTİ'sinin hazırladığı tekliflerde bunların hiçbirini göremiyoruz. Neredeyse her teklifte aynı tabloyla karşılaşıyoruz: Etki analizi yok, uzman görüşü yok, toplumsal uzlaşı yok, muhalefetin önerilerine kulak veren bir yaklaşım hiç yok. Sonra dönüp "Neden bu sorunlar büyüyor?" diye birbirinize soruyorsunuz çünkü siz sorunları çözmeye değil günü kurtarmaya çalışıyorsunuz çünkü siz plan yapmıyor kriz yönetiyorsunuz çünkü siz reform üretmiyor ortaya çıkan her sorunu yeni bir torba kanunla örtmeye çalışıyorsunuz.

Değerli milletvekilleri, bugün üniversitelerimiz dünyanın en iyi üniversiteleri arasında yer almıyorsa bunun sorumlusu yirmi dört yıldır ülkeyi yöneten AK PARTİ'si iktidarıdır. Gençler diploma aldıktan sonra geleceklerini başka ülkelerde arıyorsa bunun sorumlusu yirmi dört yıldır eğitim politikalarını belirleyen -pardon- doğru belirleyemeyen AK PARTİ'si iktidarıdır. Bilim insanları özgürce çalışabilecekleri ülkeleri tercih ediyorsa bunun sorumlusu yine sizsiniz çünkü siz üniversiteleri özgür düşüncenin merkezi olarak değil idari kontrol altında tutulması gereken kurumlar olarak görüyorsunuz. Her düzenlemede biraz daha merkeziyetçilik, her düzenlemede biraz daha idari takdir, her düzenlemede biraz daha belirsizlik. Bugün geldiğimiz noktada, iktidarın her kanun teklifinde aynı anlayışı görüyoruz; önce kurumların yetkisi budanıyor, sonra o boşluğu bakanlık dolduruyor; önce kurallar esnetiliyor, ardından bütün takdir tek bir idarenin elinde toplanıyor, sonra da buna "reform" deniliyor. Oysa reform, gücü merkezileştirmek değil kuralları güçlendirmektir. Reform, devleti kişilerle değil kurumlarla ayakta tutmaktır. Siz ise yıllardır kurumları zayıflatıyor, devleti kişilere bağımlı hâle getiriyorsunuz. Yirmi dört yıldır iktidardasınız, artık hiçbir başarısızlığın bahanesi kalmamıştır. Üniversitelerin bugünkü durumundan da gençlerin umutsuzluğundan da bilim insanlarının ülkeyi terk etmesinden de doğrudan siz sorumlusunuz çünkü bütün yetkiyi kendinizde topladınız. Yetki sizde ise sorumluluk da sizdedir. Başarıyı sahiplenip başarısızlığı başkalarına yükleyemezsiniz. Kanunlar güven üretmek için yapılır, korku üretmek için değil. Devlet vatandaşına güven vermelidir, "Üniversitelerde özgürce üret." diyebilmelidir, akademisyenlere "Fikrinden dolayı değil ortaya koyduğu bilimsel çalışmayla değerlendirileceksin." güvencesini verebilmelidir ama AK PARTİ'sinin inşa ettiği düzende güvenin yerini şüphe, liyakatin yerini sadakat, hukukun yerini ise idari takdir almıştır. Böyle bir anlayışın bilim üretmesi de mümkün değildir, güçlü bir gelecek kurması da mümkün değildir. Türkiye artık günü kurtaran torba kanunlardan yorulmuştur. Gençler sürekli değişen kurallardan yorulmuştur. Üniversiteler belirsizlikten yorulmuştur. Millet her sorun karşısında aynı yöntemin tekrar edilmesinden yorulmuştur çünkü sorunları çözmeyen sadece erteleyen bir düzenleme yarının daha büyük krizlerinin temelini atmaktadır. İktidarın görevi kriz üretmek değil ülkeyi öngörülebilir kurallarla yönetmektir. Biz biliyoruz ki güçlü devlet korkan değil eleştiriye tahammül eden devlettir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

YASİN ÖZTÜRK (Devamla) - Güçlü iktidar farklı düşüncelerden rahatsız olan değil onları dinleyebilen iktidardır. Güçlü üniversiteler ise talimatla değil özgür düşünceyle büyüyebilir. Türkiye'nin ihtiyacı daha fazla merkezîleşme değil daha fazla hukuk, daha fazla hesap verebilirlik, daha fazla liyakat ve daha fazla özgürlüktür. Bu teklif ise ne üniversitelerin sorunlarını çözüyor ne gençlere umut veriyor ne de Türkiye'ye gelecek hazırlıyor. Bu teklif yalnızca mevcut anlayışı, mevcut yanlışları ve mevcut merkeziyetçi yönetim biçimini kanunlaştırıyor. Biz talimatla değil ortak akılla yönetilen bir Türkiye istiyoruz. Biz sadakatin değil liyakatin esas alındığı bir devlet istiyoruz. Biz korkunun değil özgürlüğün hâkim olduğu üniversiteler istiyoruz çünkü güçlü Türkiye ancak güçlü kurumlarla, güçlü kurumlar ise ancak hukukla, adaletle ve özgürlükle inşa edilebilir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)

Kaynak: www.tbmm.gov.tr · 14 Ekim 2026 tarihinde alındı · Genel Kurul konuşmaları listesi

Kaynak: www.tbmm.gov.tr · 14 Ekim 2026 tarihinde alındı · Konuşma metni

Yasin Öztürk: Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair… — 28. Dönem 118. Birleşim · Kleptokrasi