Kleptokrasi
Menü

Genel Kurul konuşması · YURT DIŞINA ASKER GÖNDERİLMESİ

Cumhurbaşkanlığının, hudut, şümul, miktar ve zamanı Cumhurbaşkanınca takdir ve tayin olunacak şekilde, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına ve uluslararası hukuktan kaynaklanan yükümlülüklerimize uygun bir biçimde, gerektiğinde üçüncü ülkeler ve uluslararası örgütlerle iş birliği imkânları da kullanılarak, Somali ile ülkemiz arasında akdedilen milletlerarası anlaşmaların uygulanması kapsamında, Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının, Somali’nin terörizm, deniz haydutluğu, yasa dışı balıkçılık, her türlü kaçakçılık ve diğer tehditlere karşı güvenliğinin sağlanması faaliyetlerine destek verilmesi amacıyla Somali’nin deniz yetki alanları dâhil olmak üzere iki ülke tarafından müştereken belirlenecek bölgelerinde ve münhasıran tespit edilecek kurallarla görevlendirilmesi ve bununla ilgili gerekli düzenlemelerin Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması için Anayasa’nın 92’nci maddesi uyarınca 27 Temmuz 2024 tarihli ve 1423 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi K

Mustafa Kaya(YENİ YOL)21 Temmuz 2026112. Birleşim

Konuşma metni

YENİ YOL GRUBU ADINA MUSTAFA KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Somali tezkeresi üzerine grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle sizleri saygıyla selamlıyorum.

Biraz önce orada büyükelçilik de yapan değerli vekilimizin anlattığı çerçevede, Somali'nin, bölgenin, Kızıldeniz'in, Aden Körfezi'nin önemini, gerçek manada Türkiye'nin on yılı aşkın zamandan beri orada yapmaya çalıştıklarını değerli buluyorum. Bu anlamda, bu tezkerenin mutlaka eksikleri varsa giderilmeli ve bundan önce yapılan yanlışlar varsa onlar da ortadan kaldırılmalı diyerek tezkereyi önemli bulduğumuzu ifade etmek istiyorum.

Tabii, "Dünya nereye evriliyor?" sorusunun cevabını bir kere daha dikkatlice düşünmemiz gerekir. Artık "Üçüncü dünya savaşı başladı mı?" sorusunu çok sormuyoruz. Üçüncü dünya savaşının çoktan başladığını, aslında ticaret yolları üzerinden bu savaşın devam ettiğini hatta küresel güçlerin kendi aralarında arkabahçe paylaşımı yaptıklarını; Çin'in Tayvan üzerinde, Rusya'nın Ukrayna üzerinde, Amerika'nın Orta Doğu, Latin Amerika üzerinde yaptıklarına karşı birbirlerini anladıklarını -tırnak içinde söylüyorum- net olarak görüyoruz ve kimse, bir diğerinin arkabahçesinde neler oluyor, onunla pek ilgilenmemeye başladı yani artık üçüncü dünya savaşının tam da içinde, tam da merkezinde bir yerlerdeyiz.

Bu çerçevede, temmuz ayında, daha doğrusu 7-8 Temmuzda NATO Liderler Zirvesi yapıldı. Tabii, bu Liderler Zirvesi'yle alakalı Türkiye'nin organizasyon kabiliyeti, oradaki liderlere ev sahipliği yapması, bütün bunlar değerli, önemliydi ancak bütün kamuoyunda Türkiye'nin sadece organizasyon kabiliyetiyle ilgili boyutların gündeme gelmesi gerçekten çok acıydı. NATO toplantısında neler oldu, neler tartışıldı? Dünyanın geleceğini, Türkiye'nin geleceğini, bölgemizin geleceğini belirleyen kararların alınması muhtemel bir toplantıydı. Ne oldu da biz bu toplantıda, sadece, işte, liderlerin protokol görüntülerini, eşlerin gündemini, mavi halıda yürümelerini, bütün bunları konuştuk? Yani, bütün bunlarla beraber NATO Zirvesi'nde sadece akıllarda kalan şu anda oradaki magazinsel tartışmalar oldu.

Değerli arkadaşlar, Türkiye'nin NATO üyesi olmasının arkasında yatan gerçek 1952 yılında Sovyetler Birliği'nin yakın tehlike, Amerika'nın uzak tehlike olması, o denge içerisinde mutlaka bir yerde işbirliği yapma zorunluluğundan dolayı Amerika'yla yürütülen işbirliğiydi ama 52'den sonra hem darbeler aracılığıyla hem diğer meselelerle tamamen Türkiye'nin kuşatıldığını gördük ve bu kuşatılma son çerçevede şöyle bir noktaya geldi: Biliyorsunuz, Trump hem de Türkiye'de zirvenin içindeyken yanı başımızda 1639'dan beri sınır ihtilafı yaşamadığımız, çeşitli sorunlarımızın olduğu, hâlihazırda menfaat farklılıklarının bulunduğu İran'a saldırı emri vererek bir anlamda el bombasının pimini çekti, bölgeye bıraktı gitti; hem de burada yaptı ve bununla ilgili biz doğru düzgün bir eleştiride bulunmadık, bununla ilgili herhangi bir değerlendirme yapmadık, bu çelişkiyi bir türlü tam olarak ifade edemedik. Amerika ile Avrupa arasında bir rekabet var. Amerika ve Avrupa şu anda NATO'ya mali destek noktasında çok büyük ayrışmalar yaşıyorlar; Trump özellikle gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 5'ine artırılmasını istiyor, burada yüzde 3,5'un ekipman alımında kullanılmasını istiyor ve ekipmanın tamamının neredeyse Amerika'dan alınmasını talep ediyor, yüzde 1,5'un da ülkelerdeki savunma harcamalarında kullanılmasını istiyor. Bu durumda Avrupa ile Amerika arasında bir rekabet var ama tam da Avrupa'yla daha yakın ilişkiler kurma, Avrupa'nın güvenlik kaygılarını giderebilecek adımlar atma imkânı varken biz Trump'ın önceliklerine göre bölgeye bakmak durumunda kalıyoruz.

Değerli arkadaşlar, gerçekten NATO sizce ortak akılla mı yönetiliyor yani Venezuela'ya saldıran, NATO'dan destek isteyen; İran'a saldıran, NATO'dan destek isteyen; gittiği her yere kan ve gözyaşı götüren Amerika'nın NATO'da ortak akılla hareket ettiğini söyleyebilir miyiz? "Ben savunma harcamalarının yüzde 67'sini yapıyorum, dolayısıyla istediğim gibi hareket ederim." diyen bir Amerika'nın olduğu yerde bizim tam anlamıyla Trump'la hareket ederek, onun önceliklerine göre hareket ederek adım atmamız ne kadar doğru olur? "Kolektif güvenlik, ortak irade" vurguları yapıldı ama uluslararası krizlere bakıldığında tamamen Amerika'nın önceliklerine göre hareket edildiği net olarak ortada. Ben burada bazı kaygılarımı dile getirmek istiyorum. Bu kaygılarımın da... Hani kamuoyunda çok da tartışıldı. Benim sorum şu değerli arkadaşlar: Türkiye'nin güvenlik endişelerinde birinci sırada kim var yani şu anda Türkiye yakın tehlike olarak kendisine en önemli tehdidin nereden geleceğini düşünüyor? Rusya'dan mı? Görünürde öyle bir tehlike yok. Peki, Orta Doğu'da bu tehlike varsa en yakın tehlike nereden gelecek? İsrail'den gelecek. Türkiye NATO Zirvesi'nde ne yaptı? F-35'ler, F-16'lar, CAATSA yaptırımlarının kaldırılması; bunlar değerli, önemli. Peki, F-35'lerin yaptırımları, Türkiye'ye verilmiş olması neticesinde İsrail'le -Allah korusun- yarın karşı karşıya geldiğimizde F-35'lerin bizim işimize yarayacağına dair bir kanaate sahip misiniz? Bu endişeleri nasıl gidereceğiz?

Ayrıca, bir de Adana'da bir kolorduda NATO'ya devredilen bir birlikten bahsediliyor. Şimdi, İsrail bizim için tehditse, İsrail'le yakın zamanda bir tehlike, bir çatışma içerisine gireceksek Adana gibi önemli bir stratejik noktaya kumandanı Türk olsa dahi bir NATO birliğini yerleştirmek ne anlama geliyor? Ben soru soruyorum sadece. Nasıl yorumlayacağız bunu? Sonra, yine Trump'ın önceliklerine göre hareket ediyoruz diyorum ya, bir kafa karışıklığı da yaşıyoruz. O kafa karışıklığı nedir? Şimdi, Beykoz'a gidin, Beykoz'da İngiliz ve Fransızlarla beraber kurulan bir NATO unsuru var. Kurulan unsurun merkezinde Ukrayna Gönüllüleri Koalisyonu... Elbette Ukrayna'ya yapılan saldırıların karşısında olduğumuzu, 2014'te Kırım'ın ilhakının karşısında olduğumuzu; Türkiye'nin elbette bu bölgede, Karadeniz'de önemli bir güç olduğunu bilerek söylüyorum. Ukrayna'dan Amerika desteğini çekti, NATO desteğini çekti. En son, 7-8 Temmuzda alınan kararla beraber 70 milyar dolarlık yardımın özellikle Kanada ve Avrupa tarafından yapılmasının kararları alındı ve Türkiye tam da bu noktada, tam bir denge politikası götürmesi gerekirken, tam da bölgede etkinliğini artırma ihtimali daha da güçlenmişken Ukrayna'nın Gönüllüler Koalisyonu gibi, Adana'da bu kolordu kararının alınması gibi adımlarla ne yapmaya çalışıyor?

Şimdi, Rusya, Türkiye'yle ilişki kurarken NATO üyesi bir Türkiye'yle ilişki kurduğunu biliyor mu? Evet. Çin, Türkiye'yle ilişki kurarken NATO üyesi bir Türkiye'yle ilişki kurduğunu biliyor mu? Evet. Bu bölgesel güç olma potansiyeli varken, hem NATO'yla hem de Amerika'yla ilişki geliştirme kabiliyetimizin olduğu herkes tarafından bilindiği hâlde biz neden rotayı sadece Amerika üzerinden yürütmeye çalışıyoruz? Amerika'nın yapmaya çalıştıklarını, Amerika'nın ortaya koymaya çalıştıklarını görmüyor muyuz arkadaşlar? Açıklamalar yapıyor Millî Savunma Bakanlığı "Emir komuta bizde olacak." vesaire diye yani tabii ki bizde olsun da hani son tahlilde eğer bizim güvenlik endişelerimizde İsrail birinci sıradaysa Adana'daki NATO karargâhı kime hizmet edecek? Bunun cevabını vermemiz gerekir. Bu bölgede doğru bir şekilde büyük strateji üretebilmemiz için bizim başka bir şeyler yapmamız lazım değerli arkadaşlar.

Şu anda, 7 Ekim 2023 Aksa Tufanı Operasyonu'ndan sonra güvenlik iyice değişti, dengeler değişti. Amerika'nın İran'da, Hürmüz'de yapmaya çalıştıklarını görüyorsunuz, görüyoruz, yakından takip ediyoruz. Böylesine bir atmosferde bizim tam da komşularımızla, İslam dünyasıyla, diğer bölge ülkeleriyle; bir taraftan Batı'yla doğru bir zeminde ilişki yürütürken, diğer taraftan yönümüzü bu topraklarda diğer komşularımızla da doğru tarif etmemiz mümkünken şu anda dikkat ediyorsanız makas açılıyor, makas açılıyor ve bu tehlikeli bir açılış arkadaşlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun devam edin.

MUSTAFA KAYA (Devamla) - Bu açılışı doğru yönetemezsek yani son tahlilde biz bu bölgede bu denge üzerine bir yol haritasını ortaya koyamazsak, dış politikamızda sadece Amerika'dan alacağımız F-35'lerle, F-16'larla kendimizce kendi güvenliğimizi sağlayacağımızı düşünerek hareket edersek bu süreci yönetemeyiz, yürütemeyiz. Amerika bir oyun kuruyor, Amerika'nın kurduğu oyunda arkabahçe paylaşımı var. Türkiye hiçbir zaman Amerika'nın arkabahçesi olamaz, Amerika'da böyle niyetler var.

Son olarak da şunu söyleyeyim: Amerika'da, biliyorsunuz "Joe Kent" diye biri vardı -bu, Trump'ın en önemli bürokratlarından birisiydi- Terör Komisyonu Başkanıydı, istifa etti; istifa etmeden önce bir cümle kurdu, dedi ki: "Biz NATO'dan ayrılmayı yarın Türkiye ile İsrail karşı karşıya geldiğinde İsrail'e daha kolay destek verebilmek için tartışıyoruz." Ben de bunu sizlere arz ediyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

Kaynak: www.tbmm.gov.tr · 14 Ekim 2026 tarihinde alındı · Genel Kurul konuşmaları listesi

Kaynak: www.tbmm.gov.tr · 14 Ekim 2026 tarihinde alındı · Konuşma metni